| |
22. Dönem 5. Yasama Yılı
35. Birleşim 17/Aralık /2006 Pazar
| DEVLET PLANLAMA TEŞKİLATI BÜTÇESİ ÜZERİNE |
BAŞKAN - Soru sormak isteyen sayın milletvekilleri lütfen cihazlara girsinler.
Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına söz isteyen Enis Tütüncü, Tekirdağ Milletvekili.
Sayın Tütüncü, hem Grup adına hem de şahsınız adına söz isteğiniz olduğu için süreniz on beş dakika.
Buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, 2007 Yılı Merkezî Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı'nın 9'uncu maddesi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi bu yeni günde -şu anda 25 Aralığa girdik- en iyi dileklerimle, sevgi ve saygılarla selamlıyorum.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Hayırlı günler, hayırlı günler.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Sözlerime başlamadan önce, 7'nci madde üzerindeki soru sorma esnasında sehven, 95 milyon dolar diyeceğime 95 bin dolar ifadesinde bulundum. Zabıtlarda düzeltilmesi için.
FİKRET BADAZLI (Antalya) - Biz onu yorumlamıştık zaten.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Evet. Çünkü, 147 milyon YTL, 95 milyon dolar eder. Teşekkür ederim, sizler de yorumladınız. Bunun zabıtlardan, tutanaklardan düzeltilmesini rica ediyorum.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 9'uncu madde, yatırımlarla ilgili bir madde. Türkiye'de ekonomik büyüme çabalarını engelleyecek en büyük sorunun, kanımızca, kamu sabit sermaye yatırımlarının Türkiye'de son derece düşük olmasıdır.
Bakınız, bugün görüşmekte olduğumuz bu tasarının, kanun tasarısının 8'inci sayfasını açınız, kitapçığın 8'inci sayfasını açınız ve burada ekonominin genel dengesi tablosu var, bu tabloya 2002 ve 2003 sütunlarını ekleyiniz. Şöyle bir manzarayla karşılaşacaksınız: Kamu sabit sermaye yatırımlarının gayrisafi millî hasılaya oranı, 2002 yılında, yüzde 6,1. Bu oran, 2003 yılında yüzde 5,3'e düşmüş, 2004 yılında bu oran 4,6'ya düşmüş. 2005, 2006 ve 2007 yıllarında, sürekli olarak, kamu sabit sermaye yatırımlarının gayrisafi millî hasıla içindeki oranı, 2002 düzeyinin sürekli olarak altında kalmış.
Şimdi, bu tespiti yaptıktan sonra, ikinci olarak, kamu sabit sermaye yatırımlarının sektörel dağılımını ele alınız. 2007 yılında, tarım, eğitim ve sağlık sektörlerine yapacağınız kamu sabit sermaye yatırım paylarının düşük olduğunu göreceksiniz. Hem de bu düşüklük, daha bir yıl önce yürürlüğe soktuğunuz Dokuzuncu Plan'ın hedeflerinden de oldukça düşük.
Bakınız, kamu sabit sermaye yatırımları içinde tarımın payı, 2007 yılı için yüzde 7 olarak programlanmış. Oysa, planın yıllık ortalama hedefi yüzde 10,2. Yani, tarıma, toplam kamu sabit sermaye yatırımları içinde yüzde 3,2 daha az yatırım ayırıyorsunuz. Aynı şekilde, eğitim, eğitim payı, yüzde 12,1 olacak bu 2007 bütçesine göre. Oysa, plan hedefiniz sizin yüzde 19,1 ve ne yazık ki, sağlıkta da kamu sabit sermaye yatırımlarını, 2007 yılında, plan hedefinden yaklaşık 2,5 puan daha düşük yapıyorsunuz. Böyle bir şey kabul edilebilir mi değerli milletvekilleri?
Tarım, eğitim ve sağlık gibi son derece stratejik sektörlerde ve Adalet ve Kalkınma Partisinin vizyonu açısından, iddiası açısından son derece önemli görülen bu üç sektörde kamu sabit sermaye yatırımlarının böylesine düşük olması kabul edilebilir mi? AKP İktidarının ilk günlerinden itibaren kamu sabit sermaye yatırımlarının önemini size anlatmaya çalışan milletvekili arkadaşlarınızdan biriyim. Ecevit Hükûmeti ile Abdullah Gül Hükûmeti zamanında, toplam tutarı 20 katrilyon lirayı aşan -2006 fiyatlarıyla hesapladık bunu- 1.602 yatırım projesini elediniz, geri kalan yatırım projeleri de çok yavaş yürüyor. Projelerin tamamlanma süreleri yeteri ödenek ayrılmaması nedeniyle uzuyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu konu şu açıdan önemli: Bakınız, kamu sabit sermaye yatırımlarını ihmal etmek demek, ülkeyi geleceğe dönük olarak gizli, ama çok ağır bir borç yükünün altına sokmak demektir.
Ne yazık ki, dört yıllık iktidarınızda, farkında olmadan, Türkiye'yi ileriye dönük, gizli, ama çok ağır bir borç yükü altına soktunuz ve 2007 yılında da bu yanlışınızı sürdürüyorsunuz.
Bakınız, bu nedenle enerji, ulaştırma gibi fiziki altyapı yatırımlarında, eğitim ve sağlık gibi sosyal altyapı yatırımında, ar-ge (araştırma-geliştirme) faaliyetleri, teknopark gibi teknolojik altyapı yatırımlarında ve tarımsal altyapının rehabilite edilmesi, sulama tesislerinin, drenaj, toprak toplulaştırma, erozyonla mücadele gibi yatırımların mutlaka ve mutlaka geciktirilmeden yapılması gerekiyor ve bu alanlarda kamu, kamu sabit sermaye yatırımları çerçevesinde bir yatırım seferberliğine bir an önce sokulmalıdır.
Bakınız, geçen yılki bütçe görüşmesinde de bu konuya değindim, Avrupa Birliğinin on beş ülkesi, gelişmiş on beş ülkesi, kişi başına 100 dolar kamu sabit sermaye yatırımı yapıyor ise -ki yapıyorlar- biz ancak 19 dolar yapabiliyoruz. Böyle bir şey olabilir mi değerli arkadaşlarım? Yine, Avrupa Birliğinin bu gelişmiş on beş ülkesi, kilometre kare başına eğer 100 dolar kamu sabit sermaye yatırımı yapıyorlar ise, Türkiye ancak 15 dolarlık kamu sabit sermaye yatırım yapabiliyor. Böyle devam ederse, değil yabancı sermayenin gelmesi, korkarız, yerli sermayenin de yurt içinde kalması zor olabilir. Eğer, Avrupa Birliğinin güçlü ülkeleri 100 dolarlık kamu sabit sermaye yatırımı yapıyorsa, bizim 150 dolarlık, 200 dolarlık kamu sabit sermayesi yapmamız gerekir ki, aradaki bu gelişmişlik farkını kapatalım. Bilmem anlatabiliyor muyum AKP dönemindeki yanlışınızın, Türkiye'nin geleceğini nasıl ipotek altına almakta olduğunu, bilmem anlatabiliyor muyum sayın milletvekilleri.
Değerli arkadaşlarım, şimdi, bakınız, bizim hesaplamalarımıza göre, Türkiye'nin, Avrupa Birliği standartları çerçevesinde, yılda 1,5 milyon kişiye istihdam yaratması lazım; yani, önümüzdeki on yıllık dönemde 15 milyon kişiye istihdam olanağı yaratılması gerekiyor Türkiye'de. Böylesine iddialı bir hedefi nereden çıkarıyorsunuz diye bana sorabilirsiniz. Bakınız, 2000 yılında, Avrupa Birliğinin on beş ülkesi toplandılar ve on yıl içinde iş gücüne katılma oranlarının yüzde 70'e çıkarılmasını kabul ettiler. Şu anda Avrupa Birliğindeki üyelerin iş gücüne de katılma oranlarının önemli bölümü yüzde 70'in altında. Şimdi, biz Türkiye'deki iş gücü katılma oranlarına bakıyoruz, Türkiye'deki işsizlik miktarına bakıyoruz ve önümüzdeki on yıllık dönemde her yıl iş gücü piyasasına katılacak iş gücüne bakıyoruz ve işte burada Türkiye'nin önümüzdeki on yıl içinde Avrupa Birliği standartları çerçevesinde 15 milyon kişiye iş yaratmak mecburiyetinde olduğu ortaya çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım, şimdi bakıyoruz, bu bütçe, 2007 bütçesi, yatırımlar düzeyiyle, ne yazık ki, bir iddiası ve vizyonu olmayan bir bütçe konumunda. Ha, 2007 bütçesi böyle de, 2006 bütçesi farklı mıydı, 2005 bütçesi farklı mıydı? Yani, AKP İktidarında sürekli olarak kamu sabit sermaye yatırımlarının hem gayrisafi millî hasıla içindeki oranı düşmüştür hem de bütçe içinde sabit sermaye yatırımlarının oranı düşmüştür. Bakınız, 2007'de yatırımlar reel olarak 2006 yılına göre yüzde 7 azalacaktır. Azalma öngörüyorsunuz, böyle bir şey olabilir mi?
Yine, merkezî yönetim bütçesine baktığımızda, merkezî yönetim bütçesi kapsamındaki sabit sermaye yatırımları, 2002 yılında yine gayrisafi millî hasılanın, yani, millî gelirin oranı olarak yüzde 3,31 iken, 2007'de yüzde 1,92'ye indiğini üzüntüyle tespit ediyoruz. Böylesine büyük bir yanlışı nasıl sürdürüyorsunuz Sayın Başkan, değerli milletvekilleri? Böylesine büyük bir yanlışı nasıl sürdürüyorsunuz, sürdürdünüz ve sürdürüyorsunuz? Çünkü, olan, işsizlik vurgunu altında perişan edilen insanımıza, özellikle de gencimize oluyor. Genç insanlardaki işsizlik oranı yüzde 33.
Bakınız, burada bir konuya da açıklık getirmek istiyorum: Ne yazık ki Hükûmetin, burada bizim bütün uyarılarımıza rağmen, hem işsizliğin miktarı konusunda kafası karışık hem de açlık ve yoksullukla mücadele eden insanımızın sayısı konusunda kafası karışık. Yani, yüzde 9,5; yüzde 10 dolayında işsizlik oranlarından söz ediliyor.
Değerli arkadaşlarım, bugün, Avrupa Birliğinin en güçlü ekonomilerinde, örneğin Almanya'da işsizlik oranı yüzde 9,7'dir, bunu biliyor musunuz? Fransa'da işsizlik oranı yüzde 9,5'tur, bunu biliyor musunuz? Peki, o zaman yüzde 9,5; yüzde 8,1; yüzde 9,9'luk. Türkiye'de sizin iddia ettiğiniz işsizlik oranları eğer geçerliyse, gerçek ise, biz demek ki, işsizlik sorununu yıllardan bu yana hep abartmışız! Yani, bizim işsizlik sorunumuz, bir Fransa'nın, bir İtalya'nın, bir Almanya'nın işsizlik sorunundan oransal olarak daha düşük ise, bizim hiçbir sorunumuz yok değerli arkadaşlarım! Böyle bir şey var mı? Yok. O zaman ne olacak? Bu işsizlikle ilgili kafamızı netleştireceğiz. İşsizlik sorununu, biz, Avrupa Birliği standartlarıyla, Avrupa Birliği gözlükleriyle arıyoruz. Olmaz böyle şey. Bizim hesaplamalarımıza göre, Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; işsizlik oranı yüzde 18,5'tur en az, Ağustos 2006 rakamlarıyla -TÜİK'ten hesap ediyoruz- yani, her 100 kişiden, sizin ifadeniz, 10 kişi işsiz, ama, her 100 kişiden bize göre, en az 20 kişi işsiz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Tamam efendim, teşekkür edeceğim o zaman.
BAŞKAN - Teşekkür için buyurun Sayın Tütüncü, lütfen.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum. Gerçekten, bu yanlışı sürdürdük, sürdürmeyelim. Yanlış hesap Bağdat'tan döner. Öyle sanıyorum ki, dönecektir.
Bu bütçenin ve 9'uncu maddenin hayırlı olmasını, yine de, diliyorum.
Yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.
|
DUYURULAR
|
|