| |
Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 2. Yasama Yılı
35. Birleşim 23/Aralık /2003 Salı
Vergi Gelirleri, Yatırımlar ve Kayıt Dışı Ekonomide Yaşanan Sorunlar Üzerine
BAŞKAN- Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü; buyurun.
Süreniz 10 dakika.
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri; yeni tertip, harcama ve gelir kalemleri açılmasıyla ilgili 6 ncı madde üzerinde söz almış bulunuyorum; Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, hepinizi saygıyla, sevgiyle selamlıyorum.
Bu maddeye göre, hizmetin gerektirdiği hallerde, Maliye Bakanına yeni tertip ve harcama kalemleri açılması yetkisi tanınmaktadır. Bu madde, önceki yıllarla karşılaştırdığımız takdirde, öneminin giderek artmakta olduğu bir madde şeklinde ortaya çıkıyor.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu nedenle, 2003 yılı bütçesinde gelir ve yatırım boyutunun ne kadar sıkıntılı bir noktada olduğunu düşünerek, izin verirseniz, bu maddeyle ilgili olarak, bu maddeden yararlanarak, 2004 yılıyla ilgili gelir boyutuna değinmek istiyorum.
Öncelikle, 2003 yılında, AKP'nin, eski yıllarla kıyaslanmayacak ölçüde büyük ve ağır bir vergi seferberliğine girişmiş olduğunu dikkatlerinize sunuyorum. Gerçekten, AKP İktidarının birinci yılında -bağışlayınız beni, sanki, Deli Dumrul örneği bir uygulama Türkiye'de egemen kılınmak isteniyor. Hikâyeyi biliyorsunuz- Deli Dumrul ve arkadaşları, suyu çekilmiş, kurumuş bir derenin üzerinde inşa edilmiş köprünün başını tutmuşlar, köprüden geçenden 10 akçe, köprüyü kullanmayıp da kuru dereden geçenlerden 20 akçe alıyorlar; 20 akçeyi alırken de, vatandaşa bir ton sopa çekiyorlar.
Bakıyoruz, Sayın Maliye Bakanımızdan ne kaçan kurtulabiliyor, ne uçan! İşi espriye boğmayı istemiyorum. 2003 yılındaki yeni vergi kalemlerine bakıyoruz. Yeni vergi kalemleri icat edilmedi mi; geçmişe yönelik vergi kontrolü tehditleriyle, bir bakıma vergi sağması uygulamalarına girişilmedi mi; çift vergi uygulamasına girilmedi mi?..
Burada ayrıntıya girmek istemiyorum. Vatandaşa, tabiî ki, kayıt içindeki vatandaşa, halk deyimiyle, alışılmış deyimle, kafesteki kazlara nasıl bakılıyorsa, sanki, o şekilde bakılıyor ve 2003 yılında, ne yazık ki, kafesteki kazları yolabildiğince yolmaya dönük bir vergi politikası, vergi uygulaması yaşandı. Vatandaşın elinde avucunda, kolunda, bileğinde, koynunda ne varsa vergi olarak alınıyor. Böylece ne oluyor; vergi yükü, dayanılması güç boyutlara tırmanıyor.
Peki, ne elde ediliyor, hangi vergi gelirleri ne kadar artıyor diye baktığımızda, şöyle bir manzarayla karşılaşıyoruz: Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 2003 yılında, vergi gelirlerinin gayri safî millî hâsılaya oranının yüzde 24,3 olarak gerçekleşmesi bekleniyor; ama, bütçe açığının gayri safî millî hâsılaya oranı yüzde 11,4 oluyor. Yani, vergiye ne kadar yüklenirseniz yükleniniz, Türkiye'nin, bu millî gelir düzeyinde, bu vergi sistemiyle ve böylesine dar bir vergi mükellefi tabanında vergi gelirlerini daha fazla artırmanız kesinlikle mümkün olmaz.
Gelirler konusunun daha somut bir şekilde ortaya konulması gerekirse, şunları söyleyebiliriz: 2003 Ocak-Eylül döneminde, konsolide bütçe gelirleri 71,8 katrilyon Türk Lirası olarak gerçekleşmiştir. Bu gelir toplamının 60 katrilyonu vergi geliridir; yani, 2003 yılında, konsolide bütçe gelirlerinin yüzde 84'üne yakın vergi toplayabilmişiz. İşte, bu tablo, ciddî bir vergi reformuyla birlikte, kayıtdışı ekonomi üzerine gidilmesini, bir bakıma, zorunlu kılmaktadır. Sayın Bakanımızın, bu konuyu, hem de iddialı bir şekilde, bu kürsüden dile getirmiş olmasını memnuniyetle karşılıyoruz.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; kayıtdışı ekonomi, ülke ekonomisinin, hatta, toplumsal yaşamımızın önemli sorunlarından biri olarak varlığını uzun zamandan bu yana sürdürüyor. Bu önemli sorunun iki ayağı bulunuyor. Bu iki ayağını da dikkate alan çalışmalara, tedbirlere, önlemlere yönelemez isek ve biraz sonra anlatmaya çalışacağım birçok alanda eşanlı birtakım politikalara yönelemez isek, kayıtdışı ekonomiyle mücadele etmemiz ya da kayıtdışı ekonomiyi kayıt altına almamız son derece zor olacaktır.
Sorunun iki ayağı bulunuyor dedim. Birincisi, kayıtdışı sermaye, buna bağlı olan kayıtdışı gelir ya da kayıtdışı kâr; ikincisi ise, kayıtdışı istihdamdır, yani, kaçak işçiliktir. Yapılan hesaplamalara göre, ulusal gelirimizin yüzde 60'ı dolayında bir yükümlülüğe eşdeğer bir malî kaynak kayıtların dışında kullanılmaktadır. 2003 yılı millî geliri 357 katrilyon olarak tahmin edilmektedir. Buna göre, kayıt dışındaki kaynağın 214 katrilyon, yani, yaklaşık 143 milyar dolar civarında olduğu ortaya çıkıyor. Bu büyüklüğü daha anlaşılabilir bir duruma getirmek için uluslararası karşılaştırma yaparsak, şunu görüyoruz: Türkiye ekonomisi, gayri safî millî hâsılanın büyüklüğü açısından dünyada en büyük 20 ekonomiden biri olarak ortaya çıkıyor; ancak, kayıtdışı ekonominin mutlak büyüklüğü açısından, neredeyse, dünyanın 3 üncü büyük ülkesi konumunda bulunuyor.
Türkiye'de, toplam vergi gelirinin ulusal gelir içindeki payı 2003'te yüzde 25'ler civarında tahmin ediliyor. Buna göre, az önce değindiğim 214 katrilyonluk kayıtdışı ekonomi değerinde, yaklaşık 54 katrilyonluk potansiyel bir vergi geliri kaynağı söz konusu demektir. Bu miktar, 2003 yılı tahminî bütçe açığından yaklaşık 13 katrilyon Türk Lirası daha fazladır.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; yani, ciddî bir vergi reformuyla bir yandan vergi tabanını genişletirken, diğer yandan da kayıtdışı ekonomiyi kayıt içine alacak önlemleri uygulayabilmiş olsaydık, 2003 yılında bütçe açığı ortadan kalkacaktı, aksine, yaklaşık 13 katrilyon 8 700 000 000 dolar bütçe fazlası olacaktı. Ne güzel rüya değil mi? Kayıtdışı ekonominin önemine dikkatinizi çekmek için, böylesine, rüya da olsa bir gerçeği, rüyada da olsa bir gerçeği sizlerle paylaşmak istedim.
Öte yandan, kayıtdışı ekonominin ikinci ayağını oluşturan, kayıtdışı istihdama gelince, bunun, özellikle, Türkiye'ye özgü olarak, iki bölümden oluştuğunu tespit ediyoruz. Biri, salt kayıtdışı istihdamdır, yaygın deyimiyle kaçak işçiliktir; ikincisi ise, kayıt içindeki kaçakçılıktır. Bu nasıl oluyor diye sorarsanız, bunu söyle açıklayabilirim: SSK'ya tabi çalışanların önemli bir bölümünde de ele geçen net ücrete tekabül eden brüt tutarların oldukça altında vergi ve sigorta primi ödendiği gözlenmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Tütüncü, lütfen toparlayınız.
Buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, toparlıyorum.
Sayın Başkan, kayıtdışı ekonomiyle ilgili neler yapılabilir konusunda, Cumhuriyet Halk Partisi olarak önlemlerimizi, düşündüklerimizi sizlerle paylaşarak sözlerimi toparlamak istiyorum.
Bir kere "kayıtdışı nasıl kayıt altına alınabilir" sorusunu, daha doğru bir ifadeyle "nasıl en aza indirilebilir" şeklinde düzeltmemiz lazım; çünkü, bugün, Amerika'da da, İsviçre'de de kayıtdışı ekonominin varlığına rastlıyoruz.
Bize göre, şunların yapılması gerekiyor: Birinci olarak, herkesin ve her kesimin vergi mükellefi yapılacağı bir vergi sistemi bir an önce getirilmelidir. Ülkede, milyonlarca mükellef kayıt dışında bulunuyorsa, kayıtdışılığı önlemek mümkün olamaz. Bu bağlamda, vergilemedeki istisna ve muafiyetlerin en aza indirilmesi gerekiyor. Yine, getirilecek vergi sisteminde vergi yükü düşürülmeli, vergileme daha yaygın, daha geniş bir tabana oturtulmalıdır; aynı zamanda, etkin, güçlü bir vergi yönetimi oluşturulmalıdır.
İkinci olarak, kayıt dışındaki kaynakları kayıt sistemine nasıl çekebileceğimize yönelik yeni bir yatırım politikasının ve yeni bir teşvik sisteminin Türkiye'de düşünülmesinin, yalnız ve yalnızca kayıtdışı ekonomiye yönelik olarak düşünülmesinin gerekli olduğuna inanıyoruz.
Üçüncü olarak, kayıtdışı istihdamı azaltmak için, istihdam üzerinden alınan vergiler ile sosyal sigorta primleri düşürülmelidir. Bugün, net asgarî ücretten yüzde 89-95 oranında bir meblağ, vergi ve SSK primi olarak ödenmek mecburiyetindedir. Net asgarî ücret 226 000 000 Türk Lirasıyken, vergi ve prim kesinti toplamı 201 000 000 Türk Lirasıdır. Böylesine çarpık, böylesine ağır bir tablonun dünyanın hiçbir ülkesinde bulunmadığını dikkatlerinize sunmak istiyorum.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN- Sayın Tütüncü, son cümleniz için açıyorum.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla)- Son cümle...
İki önlem var Sayın Başkanım. Katkıda bulunmak istiyoruz hükümete. İki önlem var. İzin verirseniz, onu da söyleyip sözlerimi toparlamak istiyorum.
Dördüncü olarak, Türkiye'de yeniden yapılandırılan İŞKUR aracılığıyla, işsizlikle mücadele için kapsamlı, ciddî bir program yürürlüğe sokulmalıdır. İŞKUR'un elinde 8,5 katrilyon Türk Liralık kaynak bulunuyor. Bunların bir bölümü, gençlerimize beceri kazandırma, meslek öncesi, mesleğe yöneltme eğitim programlarına mutlaka ve mutlaka tahsis edilmelidir.
Beşinci ve son olarak, kayıtdışı ekonomiyi önlemeye dönük olarak, finans piyasalarıyla ilgili pratik bazı önlemler uygulamaya konulmalıdır. Bu çerçevede, hamiline çek uygulamasının mümkün olduğunca kaldırılması, daha yüksek miktarlardaki ödemelerin bankalar sisteminden geçirilmesi gibi birçok pratik önlem düşünülebilir.
Başka konular da var, başka söylemek istediklerimiz de var bu konuda; ancak... Sayın Başkan, size, müsamahanızdan dolayı teşekkür ediyorum. Bu 6 ncı maddenin ülkemize, Maliyemize hayırlı olmasını diliyorum; hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü |
DUYURULAR
|
|