Türkiye Büyük Millet Meclisi
Genel Kurul Tutanağı
22. Dönem 2. Yasama Yılı
35. Birleşim 23/Aralık /2003 Salı

Özelleştirmede yaşanan Talan ve KİT'lerin Özerkleştirilmesi


BAŞKAN - Madde üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü'nün söz isteği var.
Buyurun Sayın Tütüncü. (CHP sıralarından alkışlar)
Süreniz 10 Dakika.
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, maddenin başlığı "kamu iktisadî teşebbüslerinin kârları"
Öyle sanıyorum ki, AKP'li milletvekillerinin en azından bir bölümünün aklından şöyle bir düşünce geçiyor: Aa! Kamu iktisadî teşebbüslerinde kâr mı olurmuş?! Evet, oluyor; iyi oluyor hem de. Biraz sonra değineceğim.
MUHARREM KARSLI (İstanbul) - Niye olmasın?..
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - En azından bir bölümünün aklından geçiyor olabilir dedim; ama, bir bölümünün aklından geçmiyor.
Bu konuya biraz sonra değineceğim; ancak, birçok kez dile getirdiğimiz bir başka konuya, öncelikle, değinmek istiyorum.
Hepimizin anımsayacağı gibi, Türkiye, art arda yaşadığı krizlerden sonra, 2002 yılında yeni bir ekonomik istikrar programını yürürlüğe koydu. Bu program uyarınca, ekonominin, enflasyona ve istikrarsızlığa yol açan temel sorunlarına, başta kur politikası olmak üzere, ciddî şekilde el atıldığını biliyoruz. Nitekim, uygulamaya alınan politikalar, derhal meyvelerini vermeye başlamıştır. Enflasyon, 2001 yılında yüzde 70'ler düzeyindeyken, 2002'de yüzde 30'lara çekilebilmiştir; yani, 2002 yılında enflasyonda 40 puanlık bir gerileme yaşanmıştır.
Enflasyonun inişine paralel olarak 2002'de faizlerde de düşme sürecinin yaşandığına tanık oluyoruz.
Yine, bilindiği gibi, 2002 yılında ekonomik büyümede yüzde 7,8'lik bir artış oranıyla, umut ve heyecan verici bir performansın gösterildiğine tanık olduk.
2002'de ayrıca KİT açıklarının kapatılması, bankacılık kesiminin daha sağlıklı hale getirilmesi başta olmak üzere birçok sorun alanında olumlu gelişmeler yaşandığını hatırlıyoruz.
AKP iktidara geldiğinde, ekonomi gemisi oturduğu kayalıklardan kurtulmaya, su alan bölümleri onarılmaya ve geminin rotası sağlıklı limanlara doğru çevrilmeye başlanmıştı.
İşte, AKP, böylesine olumlu bir konjonktürde işbaşına geldi. 2003 yılında enflasyonda, 2003 yılında büyümede ve diğer elde edilen gelişmelerin altında böylesine olumlu bir konjonktürün, böylesine olumlu bir mirasın yattığını bir an dahi aklımızdan çıkarmamalıyız.
Kamu iktisadi teşebbüsleri konusuna gelince: KİT'lerin malî yapılarında 2002 yılından itibaren bir iyileşmenin başladığını az önce ifade etmiştim; ancak, bazı KİT'lerin geçmiş yıllardan gelen malî sıkıntıları devam etmektedir.
Sayın milletvekilleri, burada son derece önemli bir konuya tekrar dikkatlerinizi çekmek istiyorum. KİT'lerin zarar eden kuruluşları için bütçeden kaynak aktarılırken aynı anda kâr etmekte olan kuruluşlarından da bütçeye kaynak girişi yapılmaktadır. Bu çerçevede, bütçeden KİT'lere, sermaye ve görev zararı olarak 2003 yılında 1 katrilyon 881 trilyon kaynak transferi yapılması beklenmektedir. Buna karşılık, aynı yıl içinde KİT'lerden elde edilecek gelir tutarı, 2 katrilyon 980 trilyon Türk Lirasıdır. Bu gelir meblağının -2003 yılını konuşuyorum değerli milletvekilleri- 1 katrilyon 645 trilyonu temettü geliri, 1 katrilyon 335 trilyonu ise hâsılat payı kesintisidir. Bu duruma göre, KİT sisteminin bütçeye net katkısı, 2003 yılında, 1 katrilyon 100 trilyon Türk Lirası olmaktadır. 2004 yılında ise, söz konusu net katkının 1 katrilyon 800 trilyon olarak programlandığı görülmektedir.
Sayın milletvekilleri, şimdiye kadar gelmiş geçmiş tüm sağ iktidarlar KİT konusuna ideolojik açıdan bakmışlardır. Bu bakış açısı, KİT'leri, zaman sürecinde neredeyse tahrip etme ve çürütme politikasına dönüşmüştür. Hepimizin bildiği gibi, KİT'ler, bu ülkede yaşamış ve yaşayan hemen tüm yurttaşlarımızın alınterlerinden süzülmüş -geçenlerde de bu kelimeyi kullanmıştım- beytülmal anlamındaki kutsal miraslarımızdır. Yılların birikimi, yılların alınteri, yılların fedakârlığı yatıyor bu KİT'lerde. Şimdi, özelleştirme portföyüne bir göz atınca, söz konusu mirasımızın yürekler acısı bir konumda bırakıldıkları ortaya çıkmaktadır.
Özelleştirme portföyündeki kuruluşlara şöyle kısaca bir göz atalım. Burada ele almış olduğumuz portföyde 26 tane kuruluş var. Yalnızca kamu payının yüzde 50'nin üzerinde olduğu kuruluşları ele aldık ve gerçekten, yürekler acısı bir şekilde, bu özelleştirme portföyünde, KİT'lerin, elleri kolları bağlanmış bir şekilde bırakıldıkları, terk edildikleri, üzüntüyle görülüyor.
Sümer Holding, onaltı yıl üç aydan bu yana özelleştirme portföyünde tutuluyor; Petkim, onaltı yıl üç aylık bir süredir, yine, özelleştirme portföyünde tutuluyor; TÜPRAŞ, onüç yıl dört aydan bu yana özelleştirme portföyünde tutuluyor; Türk Hava Yolları, onüç yıldan bu yana özelleştirme portföyünde; Denizcilik İşletmeleri, on yıldan beri; Gemi Sanayii Anonim Şirketi, on yıldan bu yana; Karadeniz Bakır İşletmeleri Anonim Şirketleri, on yıldan bu yana; DİTAŞ (Deniz İşletmeciliği ve Tankerciliği Anonim Şirketi) on yıldan bu yana; SEKA, altı yıldan bu yana... hepsini saymak istemiyorum.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bunca yıl özelleştirme portföyünde hapsedilen bu KİT'lere doğru dürüst yatırım yapılamıyor, elleri kolları bağlı bu KİT'lerin; teknolojileri eskiyor, yüksek nitelikli personel buraları terk ediyor. Değerli milletvekilleri, AKP İktidarında da bu durum böyle mi devam edecek...
Özelleştirmeye -yeniden altını çizmek istiyorum- ideolojik açıdan bakılamaz. Bu çerçevede, özelleştirme bir amaç değildir, bir amaç olamaz. Özelleştirme, artık, bilinen bir gerçektir ki, ekonomide yapısal bir değişikliğin gerçekleştirilmesi için, ekonomide verimliliğin, ekonomide kârlılığın artırılması için, ekonomide rasyonalitenin, yani akılcılığın artırılması için, olsa olsa kullanılacak araçlardan biridir; bir amaç kesinlikle olamaz. Ama, bakıyoruz, Adalet ve Kalkınma Partisinin programında kamu iktisadî teşebbüsleri konusuna, ideoloji penceresinden yaklaşılıyor. Bu, doğru değil değerli milletvekilleri. Bunu tespit ediyoruz.
Az önce de belirtmiştim, yineliyorum: Özelleştirme konusuna ideolojik açıdan bakmak son derece yanlıştır, konuya pragmatik yaklaşmamız lazımdır. Halkımızın yararı, ekonominin gerekleri neyi zorunlu kılıyorsa, KİT'ler konusunda öyle yürümemiz gerekiyor.
Değerli arkadaşlarım, mal ve hizmet üreten KİT'ler, öncelikle, özerk bir hale getirilmelidir. Siyaset erbabı, KİT'lerden elini eteğini bir an önce çekmelidir. Tam bir özerklik anlayışıyla KİT'lere yaklaşılmalı ve tam bir özerklik anlayışı KİT'lerde egemen kılınmalıdır. KİT'lerin yeniden yapılandırılarak, iç ve dış piyasalarda rekabet gücünü artırmaları amacıyla, gerekirse yabancı şirketlerle, yabancı sermayeyle ortak olma, ortaklık kurma yolları aranmalıdır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN -Efendim, buyurun, size eksüre veriyorum.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Teşekkür ederim, hemen toparlıyorum Sayın Başkan.
Bu durumda, yönetim hâkimiyetinin tamamen kaybedilmemesine de özen gösterilmelidir veya kamu yararının korunmasının güvencesi olan altın hissenin kamuda sağlanması yolları aranmalıdır.
Durumu halka arza uygun duruma getirilen KİT'ler, öncelikle halka arz edilmelidir, halka açılmalıdır. Durumları halka arz için uygun olmayan KİT'ler, malî yapıları zayıf olan KİT'ler, malî yapılarının iyileştirilmesi ve gelir artırıcı önlemlerle desteklenmesi amacıyla, yeni bir yapılandırma, yeni bir restorasyon programına acilen alınmalıdır. Bu çerçevede, işletmecilik giderlerinin azaltılmasında, mal ve hizmet üretiminde, doğru ve akılcı kararların alınmasında, hükümet, KİT'lere engel olmamalıdır, hatta, yardımcı olmalıdır, KİT'lerin önünü açmalıdır.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; sözlerimi şu şekilde toparlamak istiyorum. Özelleştirme uygulamalarında tekellerin yaratılmamasına, tüketicinin korunmasına, ulusal üretim kapasitesinin artırılmasına özen gösterilmelidir. Özelleştirme kılıfı altında yabancılaştırma kesinlikle yapılmamalıdır. Özellikle, Tekelin özelleştirilmesinde böyle bir tehlikenin mevcut bulunduğunu dikkatlerinize sunmak istiyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, bu 26 ncı maddenin -öyle sanıyorum ki, son derece güzel bir şekilde kullanılacaktır- Maliye Bakanlığımıza ve ülkemize hayırlı olmasını diliyor, hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

DUYURULAR

::Bu bölümde duyurular yer alacaktır

 
ANKARA
ANKARA