22. Dönem 4. Yasama Yılı
42. Birleşim 25/Aralık /2005 Pazar

Kamu Sabit Sermaye Yatırımlarındaki Yetersizlik üzerine


BAŞKAN - Madde üzerinde, Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, Tekirdağ Milletvekili Sayın Enis Tütüncü; buyurun. (CHP sıralarından alkışlar)
CHP GRUBU ADINA ENİS TÜTÜNCÜ (Tekirdağ) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Görüşmekte olduğumuz kanun tasarısının 9 uncu maddesi üzerinde söz almış bulunuyorum; hepinizi, sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.
Bu madde, yatırım harcamalarıyla ilgili maddedir. Türkiye'de yatırımlar alanında bir yanlış uygulamanın, ne yazık ki, ısrarla sürdürüldüğüne tanık oluyoruz. Bu yanlış uygulama kamu sabit sermaye yatırımlarının son derece düşük tutulmasıdır, ki, bu maddeyle de, 9 uncu maddeyle de doğrudan ilgilidir.
Gerçekten kamu sabit sermaye yatırımlarının gayri safî millî hâsılaya oranlarına baktığımızda endişe verici bir manzarayla karşılaşıyoruz. 2002 yılındaki kamu sabit sermaye yatırımlarının gayri safî millî hâsılaya oranı esas alınırsa, AKP'nin 2003'te bu orana göre yaklaşık yüzde 22 daha düşük, 2004'te yüzde 33 daha düşük, 2005'te ise yüzde 17 daha düşük düzeyde kamu sabit sermaye yatırımlarını yaptığını görüyoruz.
Sayın Başkan, kalkınma planlaması alanında yaşanarak görülmüş bir acı gerçek vardır. Bir ülkede sabit sermaye yatırımlarına yeterince önem verilmez ise, o ülkenin geleceği gizli bir borç yükü altına sokuluyor demektir. Hele hele, sabit sermaye yatırımlarındaki yetersizlik, kamu sabit sermaye yatırımlarındaki eksiklikten kaynaklanıyorsa, sorun, gizli bir borç yükünün sineye çekilmesinin ötesinde, ekonomik kalkınmanın dumura uğratılması şeklinde kendini gösterir.
Kamu sabit sermaye yatırımları neyi ifade ediyor; kamu sabit sermaye yatırımları, eğitim yatırımlarını, sağlık yatırımlarını, demiryolu, karayolu, havayolu, denizyolu, liman, depo, antrepo yatırımlarını, enerji yatırımlarını, tarımsal altyapı ve sulama yatırımlarını, kırsal-kentsel altyapı yatırımlarını, çevrenin korunmasıyla ilgili yatırımları, bölgesel gelişmişlik farklarının azaltılması gibi yatırımları ifade etmektedir.
Bize göre, Türkiye'de kamu sabit sermaye yatırımları öylesine yetersizdir ki, bu yanlış uygulama, değil gelecek yıllardaki Türkiye'nin ekonomik kalkınmasını, yaşadığımız dönemdeki ekonomik kalkınmasını da olumsuz etkilemektedir. Bunu biz açıkça görüyoruz Sayın Başkan, değerli milletvekilleri.
Sözlerimizin daha iyi anlaşılması için, Türkiye ile Avrupa Birliği ülkelerinin karşılaştırılması gerekiyor. Karşılaştırmayı, kişi başına ve kilometrekare başına yapılan kamu sabit sermaye yatırımları itibariyle yapalım. Örneğin, 2003'te, Türkiye, Avrupa Birliği ülkelerinde yapılan kişi başına kamu sabit sermaye yatırımlarının ancak yüzde 19'u kadar, kilometrekare başına ise ancak yüzde 15'i kadar yatırım yapabilmiştir.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; tablonun alarm verici durumunu görüyor musunuz. Avrupa Birliği ülkeleri, halihazırda, ekonomik ve sosyal altyapı eksikliklerini bize göre büyük ölçüde tamamlamış gelişmiş ülkelerdir. Buna rağmen, bu ülkeler, Türkiye'den kişi başına yüzde 81, kilometrekare başına ise yüzde 85 daha fazla oranda kamu sabit sermaye yatırımı yapmaktadırlar. Neden; ekonomide verimliliği ve rekabet gücünü artırmak için; ülkelerinde yapılacak her 1 dolarlık yatırımın getirisini artırmak için; yatırımların geri dönüşünü hızlandırmak için. Neden; hem kendi işadamları için hem de yabancı sermaye için ülkelerinin çekiciliğini artırmak için. Peki, bu alanda Türkiye ne yapıyor; tam anlamıyla uyuyor. Bunu kabul etmek mümkün mü Sayın Başkan, değerli milletvekilleri.
Oysa, Avrupa Birliği ülkeleri, 1 dolarlık kamu sabit sermaye yatırımı yapıyorlarsa, bizim, 2 katı, hatta 3 katı yatırım yapmamız lazım ki, aradaki korkunç farkı, korkunç eksikliği kapatalım. Eğer Türkiye bu sorunu önemsemez, eski tas eski hamam devam ederse, yabancı sermayenin kaçması bir yana, yerli sermayenin dahi yurt dışına kaçmasına engel olunamaz.
Ülkemizde kamu sabit sermaye yatırımlarına ayrılan kaynakların artırılması zorunluluğunu gösteren bir iki alana dikkatlerinizi sunmak istiyorum. Devlet Su İşlerinin, örneğin, sulama yatırımlarında mevcut ödenek seviyesiyle, yeni proje alınmaksızın, eldeki proje stoku otuzbir yılda tamamlanabilecektir. Düşünebiliyor musunuz, yeni bir proje yatırım programına alınmasa dahi, Devlet Su İşlerinin elindeki proje stokunun tamamlanma süresi otuzbir yıl!
2004 yılı itibariyle, 286 000 kilometrelik köy yollarının yüzde 46'sı stabilize, yüzde 18'i çok kötü tesviye yol şeklindedir. Nüfusumuzun yüzde 92'si deprem bölgelerinde yaşıyor. Bu nedenle, doğal afetlerin muhtemel zararlarını en az seviyeye indirmek için, afetlere hazırlık kapsamında çok önemli yatırımlara ihtiyaç duyulmaktadır.
Türkiye'de, çalışan nüfusun yüzde 71'i ortaokul ve ilkokuldan mezun olanlar ile bir okuldan mezun olmamış kişilerden oluşuyor. İlköğretimde derslik başına düşen ortalama öğrenci sayısı 37, bu sayı kentlerde 45. Oysa, gelişmiş ülkelerde, bu sayı 20-22 dolayındadır.
Hastanelerde 375 kişiye bir yatak düşmektedir, Avrupa Birliği ülkelerinde bu sayı 163'tür.
Türkiye'de, bebek ölüm hızı binde 26, Avrupa Birliğinde binde 7. Avrupa Birliği, bu konuda bizden 3 kat daha üstün durumda. Anne ölüm oranı bizde yüzbinde 62, Avrupa Birliğinde 3. Avrupa Birliği, bu konuda bizden 20 kat daha iyi durumda.
Kişi başına sağlık harcamaları bizde -dolar olarak- 182 dolar, Avrupa Birliğinde 2 150 dolar. Avrupa Birliği, bu konuda da bizden 10 kat daha üstün durumda.
Türkiye, eğitim ve sağlık açısından AB standartlarını yakalamak için, bu alanlarda bir an önce bir yatırım seferberliğine sokulmalıdır. Eğitimsiz, beceri düzeyi düşük, sağlığı bozuk işgücünün çoğunlukta olduğu bir ülkeye yapılacak yabancı ya da yerli yatırımların verimliliğinden, kalitesinden veya kârlılığından söz edilebilir mi?!
Öte yandan, ülkenin yakın dönemdeki enerji ihtiyacını karşılamak için de elektrik üretimi projelerine önemli oranda yüklenilmesi gerekmektedir.
Sayın Başkan, değerli arkadaşlarım; bu konuda daha ayrıntıya girmeye gerek görmüyorum. Kamu sabit sermaye yatırımlarının artırılması açısından dikkat edilmesi gereken noktaya dikkatlerinizi çekiyorum; bu nokta, Türkiye'de, işsizliğin, yoksulluğun hatta açlığın giderek hızlanmakta oluşudur. Bu konu şu açıdan önemlidir: Bakınız, Türkiye, nüfus yapısında ve işgücü yapısında hızlı değişmelerin yaşandığı bir sürece girmiştir. Eskiden toplam nüfus içinde, 0-14 yaş grubunun payı artıyordu, şimdi bu pay azalıyor; ama, buna karşılık, 14 ve daha yukarı yaşlardaki nüfusun, yani, çalışma çağındaki nüfusun payı artıyor. Bu durum, işsizlik ve sonuçlarının Türkiye gerçekleriyle ele alınmasını, artık, kaçınılmaz bir şekilde önümüze koyuyor. Bize göre, Türkiye'deki işsizlik sorununa ve yoksulluk sorununa Avrupa Birliğiyle gözlükleriyle bakılmaktadır; bu, son derece yanlış, son derece hatalı bir tutumdur.
Değerli Başkan, sayın milletvekilleri; bakınız, Avrupa gözlüğüyle işsizlik ve istihdam alanına baktığımızda, Türkiye'deki işsizlik oranları yüzde 10 dolayında gözüküyor. Hani, yüzde 9-5, yüzde 10 işsizlik oranlarından söz ediyoruz ya, işte, Avrupa gözlüğüyle baktığımız için bu şekilde çıkıyor. Türkiye'deki işsizlik oranlarına, mevsimlik itibariyle, üçer aylık dönemler itibariyle baktığımızda ve istihdam, işsizlik, işgücü piyasası verilerini, bu çerçevede Avrupa Birliği üyeleriyle karşılaştırdığımızda, bu durumda, Türkiye'nin işsizlik oranı neredeyse, Fransa ve Almanya'nın.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - 10 dakika verdiler Sayın Başkan; sanıyorum 5 dakikamız daha var.
BAŞKAN - Eksüre veriyorum; buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - 15 dakika olarak düşünüyordum ben.
BAŞKAN - Efendim, arada başka bir talep olduğu için ayrıca vereceğim şahsınız adına süreyi.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Teşekkür ederim Sayın Başkan, toparlamaya çalışacağım.
Yani, Avrupa gözlüğüyle baktığımızda işgücü ve istihdam piyasasına, işsizlik durumuna, Türkiye'nin işsizlik sorunu, neredeyse Almanya ya da Fransa'nın işsizlik sorunu düzeyinde ortaya çıkıyor.
Değerli arkadaşlarım, böyle bir şey olabilir mi; yani, kendimizi niye böyle bir hayal âleminde tutmaya çalışıyoruz, bunun faydası nedir. Böyle giderse, işsizlikle ilgili, reel ekonomiyle ilgili gerçek politikaları düşünemezsiniz ve Türkiye'nin altındaki zemini kaydırırsınız; nitekim bu zemin kayıyor; ne yazık ki, çoğu kişi bunun farkında değil.
Sayın Başkan, az önce değindiğim, Türkiye'nin çalışma çağındaki nüfusu hızla artıyor, daha fazla genç insanımız işgücü piyasasına giriyor, iş bulmak için çırpınıyor; bulanlar işgücü piyasasında tutunamıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Sayın Başkan, toparlıyorum.
BAŞKAN - Buyurun.
ENİS TÜTÜNCÜ (Devamla) - Bu nedenle, Türkiye'de kamu sabit sermaye yatırımlarının acil olarak artırılması gerekmektedir ve Türkiye, derhal bir yatırım seferberliğine götürülmelidir. Bu madde, 9 uncu madde bu açıdan son derece kısır, son derece yetersiz bir maddedir. Bu durumu dikkatlerinize sunuyorum.
Her şeye rağmen, bu maddenin, ülkemize, hükümete hayırlı, uğurlu olmasını dilerken, hepinizi tekrar sevgiyle, saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN - Teşekkür ediyorum Sayın Tütüncü.

DUYURULAR

::Bu bölümde duyurular yer alacaktır

 
ANKARA
ANKARA